Yaşam

Hisler ve Duyularımız ve Duygularımız

Hisler ve Duyularımız ve Duygularımız

Yaşam Koçluğu Penceresinden Hayata Bakış …
Bir hafta sonu Samime Sanay’ dan “ bir his dolup içine, uçuyorum
sandın mı hiç ? “ nağmeleri ile uyanmak sabah mahmurluğu yanısıra
güne güzel bir şarkı ile başlamak ancak sizden önce uyanan ve müzik ile
haşır neşir bir eş veya gece açık bırakılmış radyo ile sabaha uyanmak ile
mümkün olur …
Keyifle hafta sonu başlıyor dedirten eşe teşekkürler ederken , aklım da
yine deli takıntılar
günümüz çocukları ,gençleri için bu tür şarkılar daha doğrusu “his” ler bir
şey ifade ediyor mu, edecek mi?…
Hisler nedir ,nasıl gelişir ve hissedilir ?..Çoğumuzun özellikle meraklıların
keşfettiği alan uzmanı Danial GOLEMAN ile daha bir aşina olundu, hisler
dünyası yani EQ yani hepimizin anladığı ortak dil DUYGUSAL ZEKA…
Daha bir önceki bilgilere bakarak ise ,şöyle destekleyebiliriz bu
durumu, hepimize okul sıralarında öğretilen 5 duyu ülkemizde 2000 lerin
ortalarında sanırım 7 duyuya çıktı oysa ki dünya da 30’lu yılların sonları
itibari ile Rudolf Steiner (Waldorf disiplini temsilcisi)
12 duyudan bahsediyordu…
Yani bizde ki gibi sadece 5 duyu ve matematik zeka ,yoğun mantık ve sol
beyin takıntısı olmadığı gibi aynı zamanda 12 duyu fonksiyonu ve Danial
Goleman ile de duygusal zekanın önemi anlaşılır oldu…Tam olmasa da
hala ülkemizde……
Pek ala ne demek varlığı yokluğu ve yaşamsal yansıması nedir ?
Günümüz çocuklarına 3 yaştan itibaren ve gençlerine hiç bu açıdan
baktınız mı?…
Al ver dengesi içinde talebi karşılandıkça “an “itibari ile MUTLU, elde
ettiği andan itibaren SIKILAN, can sıkıntısını derinden ve gerçek anlamda
yaşamasına izin verilmediği için ÜRETMEYEN ve buna ihtiyaç
hissetmeyen, GÜVENSİZ, çoğunlukla KAYGILI (anneden transfer bir duygu
hali ile genellikle ) , sıralı -örüntülü yaşamsal BECERİ eksikliği için de
SORUMLULUK duygusunu yeterince anlamlandıramamış , DUYGULARI
yüzlerinden net anlaşılamayan genellikle gülme / ağlama karışımı çokça
ÖFKELİ ve KELEBEK BAKIŞLI (uç uç durumları ki, dikkat dağınıklığı ve
odaklanma eksikliği tanımını besler ) ÇOCUKLAR ülkesine döndük…
Çocuk , ödevini yapma / yapmama arasında öğretmene ve sınıfa
mahcubiyet duyma duygusundan yoksun, rahatlıkla UNUTTUM, veya
YAPMAK ZORUNDAMIYIM, veya YAPMAK İSTEMİYORUM gibi net ve ekskin
ifadeler ile zora gelince katı sınırlar için de bir tepkisellik içinde
kayboluyor…
”İSTEMİYORUM” durumu çokça, konuşmaya ve seçme algısına
erişmesinden itibaren hep “ister misin” ile büyüme hallerinin genel doğru
sanılması gafleti ve yansımasını yaşıyor çocuk…
Çünkü özellikle çalışan anne olma hali ile “YETEMEME “ endişesi çokça
duygusal olmakla beraber, annelerin çocukları mutlu etme çabasından
dolayı ve 90 lı yılların alan uzman söylemleri eşliğin de ÇOCUK da bir

BİREY ve açıklayın ,fikrini sorun ,onayını alın kararı kendi versin gibi

argümanlar ile geleneksel anne / baba olma halini ebeveyn- çocuk
arkadaşlığına indirgenmesi durumu kaosa taşıdı…
Çocuğa nelerin sorulması gerektiği arada kaynadı gitti…Fena halde
eşitlendi…
Çocuk istedi ebeveyn yaptı, ebeveyn istedi çocuk RED ETTİ…Çünkü
soruldu …
O kararı verebilecek algıda mı, olgunlukta mı olduğuna bakılmaksızın
hem de …
Sonuç, hisler dünyasında mimiksiz ,gülmenin ağlamaya karıştığı,
ÇOCUKÇA tebessümün kahkahanın yerine sadece yüzde ki, basit kas çizgi
değişimi ile yetinildiğini görmek acı veriyor…
Uyarıyorsunuz, anlayamıyorlar… Ve bundan RAHATSIZLIK duymuyorlar
çoğu zaman, gayet doğal geliyor … Anlam dünyaları dar.. Kelime dünyaları
kıt… Duygu yansıtmaları acemice…
Çünkü sadece istedikleri ve elde ettikleri ile sınırlı MUTLULUK algıları
yerleşik…
Sahi ne yaptık ÇOCUKLARA el birliği ile…
Nereye gitti hisleri….nasıl harcadık kazandırmadan bu yetiyi…
Ne mi yapmamız lazım….Çok kolay….
Ailece TEKNOLOJİYE evin için de LÜTFEN ARA VERİN…Akşamları sohbet
edin ve birlikte doya doya OYNAYIN….
Çıkın KIRLARA (moda deyimi ile doğaya )…ÇIKIN SOKAKLARA (aman ha
avm demedim) çevre dokusunda mutlak mevsimsel değişimleri
fark edecek şeyleri hep beraber bulacaksınız…
Arabanız yoksa bile ,biliyoruz ki Kocaeli’nde her yere çok yoğun bir
ulaşım hattı var.. Yakın farklı yerler bile keşfedilir bir oyuna çevrilebilinir…
Markete ,pazara gidilir, ama ortak bilinç ve paydaşlık ile…
üşünür, terlenir , yorulunur….
Eve gelinir bir yorgunluk çayı eşliğin de yine radyodan bir müzik eşlik
eder size…
Ve ÇOCUKLARINIZIN ilerde ,kim bilir belki….
“ Bir ilkbahar sabahı güneşle uyandın mı hiç ?… Çılgın gibi
koşarak kırlara uzandın mı hiç, için sevinçle dolup uçuyorum
sandın mı hiç”
diye, bir gün bir yerde nostalji adı altında bir melodi gelirse kulağına hafif
ve mutlu bir tebessümle , o günleri hatırlayarak ve içinden haykırarak
EVEEEET diyebilmesi için….
Haydi yeniden yeni deyimle FORMAT atalım kendimize hayatı yaşayış
şeklimize..
Güzel yarınlara….
Aliye Ürpekli
Yaşam Koçu / Braintrainer

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Şunlar da hoşunuza gidebilir